| |||||||||||
| | |||||||||||
| Anasayfa | Haber Ara | Videolar | Foto Galeri | Anketler | Sitene Ekle | Konuk Defteri | RSS | |||||||||||
KUTSANMAK DEĞİL , HAKLARIMIZI İSTİYORUZ !
KUTSANMAK DEĞİL , HAKLARIMIZI İSTİYORUZ !
KUTSANMAK DEĞİ , HAKLARIMIZI İSTİYORUZ !
Hemşirelik haftasının kutlanacağı bugünlerde, gerçekleştirilmesi yoğun emek ve özveri isteyen hemşireliğin zorlukları ve sistemin yaşattığı sorunlar bir kez daha kutsallığın soyutluğunda gözlerden kaçırılmak istenecektir. Oysa her yıl tekrarlanan bu döngü hemşirelerin mesleki ve öznel sorunlarını ifade etmekten çok uzaktır. Sağlık kuruluşlarının duvarlarını süsleyen ve sembol haline gelmiş olan sus işareti yapan hemşire figürü artık tarihe karışmıştır. Hemşireler gerçeğin, yaşadıkları sorunların farkında ve örgütlüler, artık susmuyorlar. Hemşireler sendikalarıyla birlikte sorunlarını tartışmaya, çözümler üretmeye ve sonuç alıncaya kadar mücadele etmeye kararlılar. Bu çerçevede 17–18 Nisan 2010 tarihlerinde sendikamız “Çalışma Yaşamı ve Hemşirelik Sempozyumu” düzenleyerek sağlık sisteminin ve hemşirelerin yaşadıkları sorunları ve çözüm yollarını hemşire ve ebelerle birlikte tartıştı. Alanda yapılan çalışmalardan 23 tebliğin sunulduğu sempozyumda öne çıkan başlıklar şunlar olmuştur. Ø Hemşireler farklı istihdam biçimlerinde ve statülerde çalıştırılmaktadır. Aynı mesleğin mensupları ( 4-A, 4-B, 4924, Aile Sağlığı Elemanı, vekil ebe-hemşire, taşeron) ekonomik, özlük hakları birbirinden faklı 6 ayrı statüde çalıştırılmaktadırlar. Ekonomik fark temel ücrette iki, döner sermaye ile üç-dört katına kadar çıkmaktadır. Ø Hemşireler üzerine yapılan araştırmaların önemli bölümü işdoyumu, tükenme ve tükenmişlik sendromu üzerinedir. Avrupa ülkelerinde yedi hemşirenin yaptığı işleri Türkiye’de bir hemşire yapmakta, ücret olarak ise Avrupalı hemşirenin yaklaşık 1/7 si kadar ücret almaktadır. Bir de üzerine annelik, eşlik, ev kadınlığı, yaşlı bakımı gibi geleneksel roller yüklenmektedir. Ø Sağlık personeli, normal çalışma saatleri ve görevleri dışında çalışmak zorunda kalmakta, zamanla yarışan, farklı teknolojilerin kullanıldığı, yoğun stres ve baskı altında çalışmaktadır. Vardiya ve nöbetin kişilerde fizyolojik ve psikolojik olarak farklı etkileri vardır. En çok görülen fizyolojik etki uyku bozukluklarıdır. Bu durum ise biyolojik saatin bozulmasına neden olmaktadır. Diğer bir problem 23-06 saatlerinde karanlık ortamda salgılanan melatonin hormonunun salgılanmasının bozulmasıdır. Melatonin hormonu uykuda ve karanlıkta salgılanan stresi ve bağışıklık sistemini olumlu etkileyen, kanser ve Alzheimer gibi hastalıklardan korunmada önemli rol oynayan bir hormondur. Vardiyalı çalışan hemşirelerde bu hormonun salınımındaki yetersizlik sonucu başta kanser olmak üzere birçok hastalığa yakalanma riskinin yüksek olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Ø Performansa dayalı döner sermaye uygulaması ile gereksiz tedavi ve girişimlere bağlı olarak maliyet artışı olmuş, ekip çalışması zayıflamış hatta yerini rekabete bırakmış, koruyucu sağlık hizmetlerine daha az önem verilir olmuştur. Sonuçta daha fazla kişinin muayene edilmesi, daha fazla ilaç yazımı/tüketimi, daha fazla kişinin ameliyat edilmesi, daha fazla tetkik, puanı yüksek olan tıbbi girişimlerin öncelenmesi, hastanelerde yüksek tıbbi teknolojinin kullanımı, sağlık çalışanları arasında yaratılan rekabet ve çalışma barışının bozulması olmuştur. Aynı zamanda daha fazla çalışmayı da beraberinde getirmiştir. Ankara Numune Hastanesinde 2005 yılında yapılan ameliyat sayısı 53.370 iken performansa bağlı döner sermaye uygulamasının başlaması ile bu rakam 2006 yılında 88.127’ye fırlamıştır. Ø Ülkemizde piyasacı sağlık politikalarının bir sonucu olarak özel sağlık kurumlarında çalışan hemşire sayısı giderek artmaktadır. Örneğin, hemşirelerin 2002 yılında %7.7’si özel sektörde çalışırken, bu sayı 2008 yılında iki kat artarak %15.7’ye ulaşmıştır. İstanbul’da 12 özel hastanede yapılan araştırmaya göre hemşirelerin çalışma süreleri 10 saat ve üzeridir. Ankete katılan 223 hemşirenin %66.8’i iş yükünün çok fazla olduğunu, %67.3’ü çalışma şeklinin çok yorucu olduğunu, % 58.7’si hemşire sayısının yeterli olmadığını söylemiştir. Ø Kamuda çalışma koşulları da iş yoğunluğu, çalışma sürelerinin uzunluğu ve meslek dışı (angarya) işler yönünden özel sağlık kuruluşlarından farklı değildir. Ç.Ü.T.F. Balcalı hastanesinde 96 hemşireye uygulanan ankette; hemşire başına düşen hasta sayısının ortalama 14–16 olduğu; ankete katılanların %58’i çok yoğun çalıştıklarını, acil, yoğun bakım ve onkoloji servislerinde çalışanların çok yoğun çalışma tanımlarının %100 ile %75 olduğu; yoğun çalışma nedeni olarak % 66.2’si hemşire sayısının yetersiz olmasını; %83.7’si görev dışı işler yaptığını; hemşirelerin %62.5 çalışma ortamının sağlığa uygun olmadığını; %67.3’ü dinlenme odalarının olmadığını ifade etmiştir. Ø Aile hekimliği uygulaması ile koruyucu sağlık hizmetlerinin yerini tedavi edici hizmetler almıştır. Aile hekimliği ile sağlık hizmetlerinin vazgeçilmezlerinden olan ekip çalışması parçalanmış, çalışanlar yalnızlaştırılmıştır. Aile sağlığı elemanı tanımı ile ebe, hemşire, sağlık memuru meslekleri ortadan kaldırılmış, iş tanımı belirsizleşmiş, iş güvencesi yok edilmiş, kuralsız çalışma getirilmiştir. Ø Toplam Kalite Uygulamaları hemşirelerin yükünü daha da arttırmıştır. Çünkü toplam kalite yönetimi; çalışanları denetler, iş sürelerini arttırır, teknoloji kullanımıyla sömürüyü gizler, cazip kılar, yalnızlaştırır, sendikasızlaştırır, ispiyon mekanizmasını geliştirir, iş yükünü ve stresi arttırır. Hemşireler için angaryayı, iş ve kağıt yükünü arttırır, dayanışmayı azaltır. Tüm bunlar sağlık kurumlarında yaşanmaktadır. Özetle; · Hemşireler kölece çalışma koşullarına mahkum edilmektedir. · İş yoğunluğu, iş yükü, angarya, esnek çalışma daha fazla artmıştır. · Aile hekimliği uygulaması ile meslek yok sayılarak “aile sağlığı elemanı” adı altında yeni bir tanımlama getirilmiştir. · Kamuda gittikçe yaygınlaşan az sayıda çalışanla çok iş yapma mantığı sağlık alanında hemşirelere daha çok mesai, nöbet, icap, fazla ve karşılıksız çalışma, keyfi nöbet yazmalar olarak yansımaktadır. · Kamu hastane birlikleri yasa tasarısı ile hastanelerin özelleştirilmesi, güvencesiz çalışmanın hakim kılınması istenmektedir. Bu durumda hemşirelerde işsizlikle tehdit edilerek güvencesiz ve düşük ücretle çalıştırılacaktır. TALEPLERİMİZ · Personel eksikliği biran önce kadrolu istihdamla tamamlansın! · Hemşirelik dahil tüm sağlık emekçileri “ağır ve tehlikeli işler” kapsamına alınsın! · Farklı statülerde çalışmaya son verilsin, bütün sözleşmeli, taşeron çalışanlar kadroya alınsın! · Bizleri güvencesiz ve düşük ücrete mahkum eden sağlıkta dönüşüm programı geri çekilsin · Performansa bağlı döner sermaye değil, temel ücretlerimiz insanca yaşayacak düzeye yükseltilsin! · Sağlığı ve sağlık emekçilerini piyasanın acımasız ellerine bırakacak olan kamu hastane birlikleri yasa tasarısı geri çekilsin! Tüm bu taleplerimiz için hemşireler başta olmak üzere sağlık ve sosyal hizmet emekçileri olarak 26 Mayıs’ta grevde olacağız. 11 Mayıs 2010
SES
|
EN ÇOK OKUNANLAR |
||||||||||
|
Tasarım: ALPONLINE - Altyapı: Mydesign - Ses İzmir Şubesi - Tüm Hakları Saklıdır |
|||||||||||